Serdar İSKENDER / Makina Yük. Mühendisi.
Ülkemizin nükleer enerji rüyası 1950’li yıllarda başladı. 1956 yılında kurulan TAEK düzenleyici kuruluş olarak çalışmalarına başladı. Çekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi tarafından 1 MW gücündeki bir deney reaktörünün 1962 yılında işletmeye alınmasıyla, nükleer enerji Türkiye gündemine girmiştir.
Elektrik enerjisi üretimi amacıyla kurulması planlanan nükleer santrallerle ilgili ilk etüt çalışmaları 1967-1970 yılları arasında yapıldı. İkinci 5 Yıllık Kalkınma Planı çerçevesinde, Enerji Bakanlığı tarafından yapılan çalışmalara göre 1977 yılında işletmeye girecek şekilde 400 MW gücünde doğal uranyum yakıtlı bir nükleer santralın kurulması planlandı. Ancak, ülkemizdeki ilk Akkuyu Nükleer Santral İhalesi 1977 yılında yapılmıştır. İlk ihaleyi kazanan Asea-Atom firması ile yapılan yoğun görüşmeler sonucunda, firmanın % 100 kredi getirememesi ve o dönemdeki politik sıkıntılar nedeniyle ihale tamamlanamadı.
1983 yılında dönemin Başbakanı Turgut Özal tarafından Akkuyu’da 600 MW’lık kurulu güçte bir nükleer santral projesi gündeme getirildi. Ancak, yap-işlet-devret modelinin öne sürülmesi, nükleer enerji ile ikinci kez yolların ayrılmasına neden oldu.
1992’de TEK’in, dünyadaki önemli nükleer santral üreticisi firmalardan, 2002 yılında devreye girecek şekilde 1.000 MW gücünde bir veya iki üniteli nükleer santralin kurulması için teknik ve finansal konularda bilgi istemesiyle, üçüncü ihale süreci başladı. 1993 yılında, Akkuyu Nükleer Santrali Projesi Resmi Gazete’de yayımlanarak tekrar yatırım programına alındı. Akkuyu Nükleer Santrali için 17 Aralık 1996 yılında üçüncü kez uluslararası ihaleye çıkıldı. 15 Ekim 1997 tarihinde ABD-Japonya ortaklı Westinghouse-Missubishi konsorsiyumu, Kanada’nın AECL (Candu) ve Almanya-Fransa ortaklı NPI firmaları ihaleye teklif verdi.
25 Temmuz 2000 tarihinde dönemin Başbakanı Bülent Ecevit, nükleer enerji planlarından çok pahalı olduğu için vazgeçildiğini açıkladı ve Bakanlar Kurulu kararıyla ihale ertelendi. Kararın açıklanması çeşitli nedenlerle sekiz kez ertelendikten sonra 25 Temmuz 2000’de, Dönemin başbakanı Bülent Ecevit tarafından Bakanlar Kurulu kararı ile ihale iptal edildiği açıklandı.
2000 yılından 2004’ye kadar nükleer enerji konusunda hiçbir çalışma yapılmamıştır. 2004 yılında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, inşaatına 2007 yılında başlanacak ve ilk ünite 2012 yılında devreye girecek şekilde toplam 5000 MW'lik, üç nükleer enerji santralinin yapılacağını açıkladı. 2006 yılı başlarında TAEK, nükleer santralin nereye yapılacağı konusunda Türkiye genelinde detaylı teknik incelemelerde bulunduğunu, 43 kriteri dikkate alarak, santral kuruluş yeri olarak sekiz yerin belirlendiğini açıkladı.
24 Mart 2008 tarihinde TETAŞ tarafından, Mersin Akkuyu’da kurulacak nükleer santral için elektrik satın alma ihalesine çıktı. Son 40 yılda üç kez açılan nükleer santral ihalelerinden sonuç alamayan Enerji Bakanlığı’nın yüksek katılım beklediği ve TETAŞ tarafından Türkiye tarihinde dördüncü kez açılan ihale için 13 şirket şartname almasına rağmen, Rus Atomstroyexport, Inter Rao, Park Teknik şirketlerinden oluşan Rus-Türk Ortak Girişim Grubu teklif verdi.
İhale sürecinde yapılan teknik incelemelerden sonra, 19 Ocak 2009’da açılan fiyat zarfı açıldığında, yüksek bir fiyat ortaya çıktı. Rus-Türk ortaklığı tarafından değerlendirmeye esas indirgenmiş bazda fiyat teklifinin 21,16 Dolarcent/kiloWattsaat (kWh) olması, dördüncü nükleer santral ihalesini de zora soktu. 2008 yılında TETAŞ’ın, elektrik toptan ortalama satış fiyatı 12,82 cent/kWh’tı. Üçüncü zarfta ortaya çıkan fiyat TETAŞ’ın 2008 yılı ortalama fiyatından yüzde 170’e yakın daha yüksekti.
Rus-Türk Ortak Girişim Grubu, nükleer santrali 2015 yılında işletmeye almayı planlıyordu. İhale kanunu gereği, ihaleyi alacak firmaya 15 yıl alım garantisi verilmişti. Ortak Girişim Grubu 2015’te elektrik fiyatını 30 sentten başlatmayı, 2030’a gelindiğinde ise 15 cent’e kadar düşürmeyi öngörüyordu. Bu hesapla, kiloWattsaat elektriğin ortalama fiyatı ise 21,16 cent olarak ortaya çıkıyordu. Ortak Girişim Grubu, 15 senede Türkiye’ye 415 milyon kiloWattsaat elektrik satmayı ve bu satıştan da 90 milyar Dolar’a yakın bir para almayı hedefliyordu.
Dünyada nükleer enerji kullanılarak üretilen en pahalı elektrik 8 cent’le Japonya’da üretildiği, Avrupa’da ki ortalamanın da 5 cent olduğu düşünüldüğünde, Rus-Türk Ortak Girişim Grubu’nun teklif ettiği fiyatla ihalenin sonuçlandırılabilmesi mümkün gözükmüyordu. Beklenen oldu ve geçtiğimiz hafta TETAŞ nükleer enerji ihalesinin iptal edildiğini kamuoyuna duyurdu.
Dünyada 439 adet çalışan nükleer santral olduğu, dünyadaki elektrik enerjisi üretiminin % 16’sının da nükleer enerjiden karşılandığı düşünüldüğünde, nükleer enerji santrallerinin enerji üretimindeki önemi ortaya çıkmaktadır. Buna karşılık, kullandığı enerjinin yüzde 76’sını, kullandığı petrolün yüzde 93’ünü, kullandığı doğal gazın yüzde 99’unu ithal eden ve enerjide dışa bağımlılığı her geçen gün hızla artan ülkemizde, dördüncü nükleer enerji ihalesinin de iptal edilmesi oldukça düşündürücüdür. Nükleer enerji, enerji üretim portföyümüz içerisinde, enerji arz güvenliği ve çeşitliği açısından mutlaka bulundurulması gereken önemli bir alternatiftir.





